Her Prostat Kanseri Tedavi Edilmeli mi?
Prof. Dr. Can Öbek
Üroloji & Üroonkoloji Uzmanı
Düşük Riskli Prostat Kanserinde Takip mi, Ameliyat mı?
Düşük riskli, yani saldırgan olmayan prostat kanseri tanısı alan bazı hastalar, farklı hekimlerden çelişkili öneriler duyabilmektedir. Bir hekim takip önerirken, bir diğeri “bombanın üzerinde oturuyorsun, acilen ameliyat olmalısın” diyebilmektedir. Bu durum hastalar için oldukça kafa karıştırıcı olabilir. Ancak elimizde on binlerce hastanın 25 yıllık takip sonuçlarına dayalı güçlü bilimsel veriler bulunmaktadır. Bu veriler, düşük riskli prostat kanserinde düzenli takip yönteminin son derece güvenli olduğunu açıkça göstermektedir.
Takip süreci, hastanın başıboş bırakılması anlamına gelmez. Düzenli kan tetkikleri, PSA ölçümleri, MR görüntülemeleri ve biyopsilerle hastalık yakından izlenir. Eğer zaman içinde kanserin seyri değişir ve hastayı tehdit eder hale gelirse, o aşamada tedaviye başlanır. Bu yaklaşım sayesinde hastaların yaklaşık %70–80’i hiçbir zaman tedaviye ihtiyaç duymadan sadece takip altında kalabilmektedir. Böylece gereksiz tedavilerin doğurabileceği komplikasyonlardan korunmak mümkün olur. Özellikle ameliyat sonrası ortaya çıkabilecek ereksiyon sorunları ve ömür boyu sürebilecek idrar kaçırma riski göz önüne alındığında, düşük riskli prostat kanserinde takip yöntemi hastaya büyük avantaj sağlamaktadır.
Düşük Riskli Prostat Kanseri ve Takip Süreci
Her prostat kanseri tanısı alan hastanın tedavi edilmesi gerekmez. Günümüzde düşük riskli prostat kanseri olarak sınıflandırılan, yani saldırgan olmayan prostat kanseri olgularında tüm tıp otoritelerinin ortak önerisi ilk planda bu hastaların takip edilmesidir.
Bu yaklaşım sayesinde gereksiz tedavi yöntemlerinden kaçınılır ve hastalar yaşam kalitelerini koruyarak düzenli kontrollerle izlenir. Düzenli takip, hastalığın ilerleme göstergelerinin zamanında tespit edilmesini ve gerekli olduğunda uygun tedaviye başlanmasını sağlar.
Düşük Riskli Prostat Kanseri Neden Sadece Takip Edilmelidir?
Düşük riskli yani saldırgan olmayan prostat kanseri hastalarında aktif tedavi yerine takip önerilmektedir. Literatür, bu hasta grubunun uzun yıllar izlendiğinde büyük çoğunluğunda hastalığın daha saldırgan bir hale gelmediğini göstermektedir.
Yaklaşık %70–80 oranında hastalık ilerlememekte, hastayı rahatsız etmemekte ve tedavi gerektirecek bir duruma dönüşmemektedir. Bu nedenle düşük riskli prostat kanserli hastaların düzenli kontrollerle takip edilmesi, gereksiz tedavi girişimlerinden kaçınmak açısından en doğru yaklaşımdır.
Prof. Dr. Can Öbek
Üroloji & Üroonkoloji Uzmanı
Prof. Dr. Can Öbek, 25 yılı aşkın süredir ürolojik kanserler alanında çalışan bir üroonkoloji uzmanıdır. Uzmanlık tezini mesane kanserinde Türkiye’de ilk kez yapılan DNA analizi üzerine hazırlamış, sonrasında ABD’de iki yıl süren üst ihtisas eğitimleriyle laparoskopi, endoüroloji ve robotik cerrahi konularında derinleşmiştir.
Akademik yaşamı boyunca en yeni ve en etkili tedavi yöntemlerini araştırmış, yayınlamış ve öğrencilerine aktarmıştır. Hekimlik anlayışında bilgilendirme ve şeffaf iletişime büyük önem veren Prof. Dr. Can Öbek, üroonkolojide güncel ve bilimsel yaklaşımları hastalarına sunmaya devam etmektedir.
Mesleki İlgi Alanları:
- Prostat Kanseri
- Prostat Mr Füzyon Biyopsi
- Mesane Kanseri
- Testis Kanseri
- Böbrek Kanseri
- Sistit















