Jinekomasti Hakkında Merak Edilenler
Op. Dr. Can İşler
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
Genel Cerrahi Uzmanı
Jinekomasti Nedir?
Jinekomasti, erkeklerde meme dokusunun gereğinden fazla büyük veya sarkık olmasıdır. “Jinekomasti” kelimesi Yunanca “gine” (kadın) ve “mastos” (meme) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Dolayısıyla jinekomasti, kadın görünüme sahip meme anlamına gelir. Jinekomastinin oluşma nedenleri kabaca üç grupta ele alınabilir: Birincisi fizyolojiktir; yani belli dönemlerde görülmesi normal kabul edilir. İkincisi patolojiktir; yani bir hastalık belirtisi olabilir. Üçüncüsü ise idiopatiktir; yani nedeni belli değildir.
Hastanın En Büyük Şikayeti ve Eşlik Eden Yakınmalar
Jinekomastiyle gelen hastanın en büyük şikayeti çoğu zaman psikolojiktir. Kişi bulunduğu durumdan dolayı son derece rahatsız olur; denize gitmek istemez, başkasının yanında soyunup giyinmek istemez ve bu sorunun yalnızca kendisinde olduğunu zannedebilir. Oysa jinekomasti toplumdaki erkeklerin yüzde kırkında ve hatta daha fazlasında görülebilmektedir. Bu psikolojik şikayetlerin yanında hasta meme kanserine yakalandığını düşünebilir. Memede gerginlik, ağrı ve şişkinlik gibi yakınmalar da tabloya eşlik edebilir.
Başvuran Hastada İlk Değerlendirme Nasıl Yapılır?
Jinekomasti şikayetiyle gelen hastada öncelikle ayrıntılı bir öykü alınır. Hastanın devamlı kullandığı ilaç olup olmadığı, alkol problemi bulunup bulunmadığı, gençliğinde veya şu anda kötü alışkanlık yapan uyuşturucu/zararlı ilaç kullanımı olup olmadığı, anabolizan hormon alıp almadığı mutlaka sorgulanır. Ardından muayene yapılır; meme dokusunun yapısı, tek taraflı mı çift taraflı mı olduğu, memenin büyüklüğü, herhangi bir sertlik ya da kitle ele gelip gelmediği değerlendirilir. Bu şikayetin ergenlik çağından beri mi mevcut olduğu yoksa aniden mi ortaya çıktığı da mutlaka araştırılır.
Nedeni Araştırmak İçin Hangi Tetkikler Gerekebilir?
Jinekomastiyi meydana getiren nedenleri ortaya koymak için ilgili tetkiklerin yapılması gerekir. Karaciğer problemi, akciğer hastalığı, yumurtalıklarla ilgili bir rahatsızlık, böbreklerde bir problem, tiroit hormonları ve guatr gibi durumlar araştırılır. Bu amaçla kan ve idrar tetkikleri, ultrasonografik incelemeler veya gerektiğinde bilgisayarlı tomografi gibi görüntülemeler yapılabilir. Bu değerlendirmeler sonucunda jinekomastinin neden meydana geldiği tespit edilir.
Erkekte Meme Dokusu Yapısı ve Jinekomastinin Doku Tipi
Erkeklerde meme başının altında normal ve anatomik olarak çok az miktarda meme dokusu bulunur. Bunun dışında yağ dokusu da vardır. Kısacası erkekte meme dokusu da kadında olduğu gibi meme dokusu ve yağ dokusundan oluşur. Gençlerde meme dokusu daha fazla iken yaş ilerledikçe yağ dokusunun miktarı artabilir. Jinekomastili hastada ya meme dokusu fazladır, ya yağ dokusu fazladır ya da her ikisi birden fazladır.
Fizyolojik Jinekomasti: Hangi Dönemlerde Normaldir?
Fizyolojik jinekomasti, belli dönemlerde erkekte memenin normalden daha büyük olmasıdır. Bu doğal ve çoğu zaman geçici bir durumdur. Bu dönemlerde vücutta kadınlık hormonunun, erkeklik hormonuna göre daha fazla olduğu bir denge söz konusu olabilir. Fizyolojik jinekomastinin başlıca üç dönemi vardır: Yenidoğan dönemi, ergenlik dönemi ve yaşlılık dönemi. Yenidoğan döneminde anneden plasenta yoluyla geçen hormonlar nedeniyle bebeğin memelerinde büyüme görülebilir; bu tamamen normaldir ve korkulmasına gerek yoktur. Ergenlik döneminde, özellikle 10–16 yaş aralığında hormonal değişikliklere bağlı olarak erkek çocuklarda göğüslerde büyüme olabilir; çoğu vaka üç-dört yıl içinde normale döner ancak küçük bir bölümde kalıcı hale gelebilir. Yaşlılık döneminde ise testosteron azalması, kadınlık hormonunda artış ve yağlanma ile birlikte meme büyüklüğü artabilir.
İdiopatik Jinekomasti Nedir?
İdiopatik jinekomasti, altta herhangi bir patolojik neden olmaksızın ortaya çıkan jinekomastidir. Kişide belirgin bir hastalık yoktur ancak göğüsleri normalden daha fazla büyüktür. Bunun nedeni olarak doğuştan meme dokusunun östrojene karşı aşırı duyarlı olması ya da bazı erkeklik hormonu öncüllerinin östrojene dönüşmesi gibi mekanizmalar ifade edilmektedir. Bu durum kişide hastalık anlamı taşımaz; esas olarak memenin büyümesiyle sonuçlanır ve kişinin yaşamında rahatsızlık yaratan kısmı çoğu zaman görüntüdür.
Cerrahi Tedavide Temel Yöntemler
Jinekomastinin cerrahi tedavisinde başlıca yöntemler liposuction (yağ alma) veya bununla birlikte uygulanan açık/kapalı cerrahi eksizyondur. Uygulamada sıklıkla yağ dokusunun baskın olduğu birinci ve ikinci derece jinekomastiler görülebildiği için, birçok hastada fazla iz oluşturmadan yağ alma yöntemiyle jinekomastiye neden olan dokunun alınması mümkün olabilir. Bu ameliyat genel anestezi, lokal anestezi veya sedasyonla uygulanabilir.
Liposuction Tekniği Nasıl Uygulanır?
Ameliyat bölgesine önce kanamayı azaltmak ve yağ doku hücrelerini parçalamaya yardımcı olmak amacıyla bir sıvı kokteyli verilir. Yaklaşık on-on beş dakika beklendikten sonra liposuction kanülleri ile yağ ve meme dokusu aspire edilerek dışarı alınır. Bu yöntemde genellikle koltuk altında ve meme altında birkaç noktada bir-iki milimetrelik küçük izler oluşur; bunlar kısa sürede iyileşir. Bazı hastalarda meme dokusu daha sert ve yoğun olabilir; bu durumda meme dokusunu daha rahat alabilmek için lazer liposuction gibi yöntemlerden yararlanılabilir. Yine de bazı durumlarda liposuction ile meme dokusu tamamen çıkarılamayabilir; bu durumda liposuction sonrası aynı delikten veya ayrı bir insizyondan meme dokusu eksize edilerek sorun giderilebilir.
Cilt Gevşekliği Olan Hastalarda Yaklaşım
Bazı hastalarda liposuction ile doku alınsa bile meme derisinde belirgin gevşeklik kalabilir. Bu durumda cerrahi cilt eksizyonu aynı seansta yapılabilir. Ancak yaklaşım olarak önce yalnızca liposuction ile ameliyatın sonlandırılması, ardından üç-dört-altı ay sonra kontrole çağrılarak cilt gevşekliğinin kalıcı olup olmadığının değerlendirilmesi tercih edilebilir. Eğer bu sürenin sonunda belirgin gevşeklik devam ediyorsa cilt eksizyonu ikinci aşama olarak uygulanabilir. Bu yaklaşımın amacı, ameliyat sonrası mümkün olduğu kadar az ve az belirgin iz bırakmaktır.
Ameliyat Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler
Jinekomasti ameliyatı öncesinde en önemli noktalardan biri kişinin ruhen bu ameliyata hazırlıklı olmasıdır. Bunun dışında her ameliyatta olduğu gibi sigara içiliyorsa birkaç hafta önceden bırakılması önerilir. Aspirin ve benzeri kan sulandırıcı ilaçlar kullanılıyorsa bunların kesilmesi gerekir. Jinekomastiye neden olabilecek ilaçlar kullanılıyorsa bunlar da değerlendirilip bırakılması gerekenler planlanır. Ameliyat günü için genellikle altı saatlik bir açlık süresi gerekir. Hasta ameliyat sabahı birkaç saat önce hastaneye gelmelidir; çünkü hazırlık sürecinde kan tahlilleri yapılır, çizimler ve fotoğraflar alınır, anestezi uzmanı hastayı değerlendirir.
Ameliyat Sonrası Süreç ve Korse Kullanımı
Ameliyat sonrasında hasta odasına alınır ve birkaç saat içinde kendine gelir. Üzerinde baskılı elastik bandaj bulunur ve bazı durumlarda drenler olabilir. Anormal derecede ağrı beklenmez; antibiyotik ve ağrı kesici tedaviler düzenlenir. Hastanın bir gece hastanede kalması önerilebilir; ertesi gün taburcu edilir. İlk günlerde bölgede ödem, kızarıklık, morarma ve ağrı olabilir; bunlar üç-dört gün içinde belirgin şekilde azalır. Ameliyat sonrası erken dönemde hastanın ayağa kaldırılması sağlanır. İlk kontrolde dren varsa çıkarılabilir ve sonrasında hasta banyo yapabilir. Elastik bandaj çıkarıldıktan sonra dört ila altı hafta süreyle baskılı korse kullanımı önerilir. Korsenin yara iyileşmesine katkısı, hastanın daha konforlu bir dönem geçirmesi ve derinin geriye doğru yapışmasına yardımcı olması gibi faydaları olduğu ifade edilir.
Anestezi Seçenekleri ve Ameliyat Süresi
Jinekomasti cerrahisinde anestezi yöntemi üç türlü olabilir: Lokal anestezi, genel anestezi veya sedasyon anestezisi. Bu ameliyatın hastane ortamında ve ameliyathane şartlarında yapılması gerektiği vurgulanır; muayenehane veya klinik ortamında yapılmaz. Lokal anestezide hasta uyanıktır ve bölge uyuşturularak işlem yapılır. Genel anestezide hasta tamamen uyutulur. Sedasyonda hasta uyanıktır ancak ilaçlarla sersemlemiş durumdadır; lokal anestezi ile birlikte ağrı minimal hissedilir. Hangi yöntemin seçileceği hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve eşlik eden hastalıklarına göre belirlenir. Jinekomasti cerrahisi hastadan hastaya değişmekle birlikte genellikle bir ila iki saat içinde tamamlanır.
Ameliyat Sonrası İzler ve İz Yönetimi
Her cerrahi işlemden sonra bir iz kalabilir; önemli olan izin yeri ve belirginliğidir. Jinekomasti ameliyatında genellikle liposuction ve minimal eksizyon teknikleri uygulandığı için izler çok küçük, birkaç milimetre düzeyindedir. Ameliyat sonrası iz kremleri kullanılması, bir süre güneşten korunma ve güneşin o bölgeye gelmemesinin sağlanmasıyla izlerin zaman içinde azaldığı, çoğu hastada bir yıl içinde belirgin şekilde kaybolduğu ifade edilir. Genel olarak jinekomasti ameliyatındaki izlerin minimal olduğu ve hastayı rahatsız etmediği belirtilir.
Olası Komplikasyonlar
Her cerrahi tedavide olduğu gibi jinekomasti ameliyatının da bazı komplikasyonları olabilir. Bu, mutlaka görülecek anlamına gelmez; çoğu nadirdir ancak hastanın bilmesi önemlidir. Ameliyat sonrası bölgede hematom (kan birikmesi) oluşabilir; böyle bir durumda biriken kan boşaltılır. Seroma (sıvı birikimi) da görülebilir; bu genellikle dördüncü-beşinci günlerde belirginleşebilir ve drenaj ile dışarı alınabilir. Meme başında nekroz (meme başının çürümesi) çok nadir bir komplikasyon olarak anılır; özellikle aşırı cilt eksizyonu gereken ve meme başının daha yukarı taşındığı olgularda riskten söz edilir. Bu durumda meme başı onarım yöntemleri gündeme gelebilir. Geç dönemde meme başında duyuda azalma veya hafif hissizlik görülebilir; bunun çoğu hastada altı ay içinde kendiliğinden düzelebileceği ifade edilir.
Op. Dr. Can İşler
Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
Genel Cerrahi Uzmanı
Op. Dr. Can İşler, 1964 yılında İstanbul’da doğmuştur. İstanbul Erkek Lisesi mezuniyetinin ardından tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamlamış, genel cerrahi ihtisasını S.B. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapmıştır.
Mesleki gelişimini yurt dışında sürdürerek Zürih, İstanbul ve Viyana’da el cerrahisi, estetik, plastik, rekonstrüktif ve maksillofasyal cerrahi alanlarında ileri düzey eğitimler almış; 2002 yılında plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı olmuştur.
Avusturya, Almanya ve İsviçre’den aldığı denklik ve çalışma izinleriyle uluslararası düzeyde cerrahi yetkinlik kazanmıştır.
Türkiye’de çeşitli eğitim ve araştırma hastanelerinde genel cerrahi ve plastik cerrahi uzmanı olarak görev yapmış, 2004 yılından bu yana Nişantaşı’ndaki kliniğinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Aynı zamanda Viyana’daki muayenehanesinde de hastalarını kabul eden Op. Dr. Can İşler, çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel yayına ve kongre sunumuna sahiptir.
Mesleki İlgi Alanları:
- Meme Estetiği (Meme Büyütme, Küçültme, Dikleştirme, Toparlama)
- Yüz Estetiği
- Rinoplasti
- Liposuction
- Karın Germe
- Genital Estetik
- Saç Ekimi
- Meme Rekonstrüksiyonu
- Ameliyatsız Estetik Uygulamalar












