Detaylı Dosya: Çocuklarda Trakeostomi
Doç. Dr. Serap Şahin Önder
Kulak Burun Boğaz Uzmanı
Trakeostomi Deliğinde Et Büyümesi
Trakeostomi deliğinin etrafındaki et büyümelerinin en önemli nedeni, kanülün cilde yaptığı hasardan kaynaklanır. Normalde orada trakeostomi kanülü gibi bir yabancı cismin olmaması gerekir.
Kanül orada hareket ettikçe cildi travmatize eder ve bu durum granülasyon dokusuyla, yani et büyümesiyle sonuçlanır.
Granülasyon dokusunun en önemli tedavisi, onu gümüş nitrat dediğimiz minik çubuklarla küçültmek ve yakmaktır. Birkaç defa yaktığımızda o doku güzelce küçülür, daha sonra epitelize olarak tamamen kaybolur.
Trakeostomi ile Aspirasyonda Dikkat Edilmesi Gerekenler
Trakeostomili hastayı aspire ederken en çok dikkat etmemiz gereken şey hastanın soluk borusuna zarar vermemektir. Soluk borusuna zarar en çok aspirasyon sırasında olur.
Aspirasyon sondasını kanülün boyu kadar kanülün içinden sokarsak soluk borusuna dokunmadığı için zarar vermez. Ama hastanın sekresyonu çok fazlaysa, hasta balgamdan dolayı tıkandıysa ve nefes alamıyorsa o zaman daha derine sokmamız gerekebilir.
Derine sokma işlemini hasta çok sıkıntıda olduğunda yapmak gerekir. Rutin olarak yapmamız gereken şey aspiratör sondasını kanülün boyu kadar sokmaktır. Böylece trake mukozası, yani soluk borusu mukozası çok zarar görmez.
Trakeostomi Kanül Seçimi
Kanülün balonlu veya balonsuz olması gerçekten çok önemlidir. Özellikle çocuk hastalarımızda biz mümkünse balonsuz kanül tercih ediyoruz. Çünkü balonlu kanüllerin soluk borusuna zarar verme ihtimali daha fazladır.
Eğer çocuk mekanik ventilatöre bağlıysa o zaman mecburen balonlu kanül kullanmak zorundayız ki mekanik ventilatör basabilsin. Ama bunun dışında mümkünse her çocuğa balonsuz kanül takmak bizim tercihimizdir.
Trakeostomili çocuk konuşabilir mi? Konuşma valfi nedir?
Trakeostomili çocuk konuşabilir ancak her çocuk konuşamaz. Çocuğun konuşabilmesi için akciğerdeki havanın ses tellerine ulaşıp onları titreştirmesi gerekir.
Ses tellerimiz yukarıda, trakeostomi kanülümüz ise daha aşağıda yer alır. Bu nedenle kanül ile ses teli arasındaki hava yolunun açık olması şarttır.
Trakeostomi kanülünün ucuna takılan konuşma valfi, nefes alırken havayı içeriye doğru alır. Nefes verirken ise havayı ses tellerine yönlendirir. Konuşma valfi taktığımızda ve çocuğun yukarıda bir daralması yoksa, hava yolu açık olduğu için konuşması mümkün hale gelir.
Konuşma Valfi Kullanımı
Konuşma valfi, trakeostomi kanülünün ucuna takılan bir aparattır. Nefes alırken trakeostomiden alıp nefes verirken yukarıya, ses tellerine doğru hava gitmesini sağlayarak çocuğun ses çıkartmasını amaçlar.
Dolayısıyla konuşma valfini her hastada kullanamayız. Kullanabilmemiz için hastanın trakeostomisinin üst tarafında ciddi bir darlık olmaması gerekir. Ciddi darlıkları olan hastalarda çocuk konuşma valfi ile birlikte nefes alamaz. O yüzden ciddi darlığı olan hastalarda konuşma valfi kullanmamalıyız.
Oksijen seviyesi (satürasyon) aniden düştüğünde ilk akla gelmesi gereken klinik nedenler nelerdir?
Trakeostomili bir çocuğun oksijen seviyesinin aniden düştüğünü ve satürasyonun 90’ın altına indiğini fark ettiğinizde ilk akla gelmesi gereken durum solunum yolunda bir tıkanıklık ihtimalidir. Orada bir kabuklanma meydana gelmiş, kanül veya soluk borusu tıkanmış olabilir.
Bu durumda hemen çocuğu aspire etmek gerekir. Eğer aspirasyon sondası ilerlemiyorsa, trakeostomiye birkaç damla serum fizyolojik damlatıp tekrar aspire ederek o tıkacı çıkartmaya çalışmalısınız. Ardından vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurmanız gerekir.
Kanül tamamen çıkarılmadan önce yapılan endoskopik (kameralı) kontrol neden zorunludur?
Kanül tamamen çıkarılmadan önce mutlaka endoskopik olarak çocuğun hava yolu değerlendirilmelidir. Bu kontrol bizim için çok önemlidir.
Çünkü kanülü çıkartmadan önce çocuğun soluk borusunda bir tıkanıklık veya bir et büyümesi var mı diye bakmak gerekir. Kanülü çıkarttıktan sonra bu durumların hepsi çocuğun solunum sıkıntısı yaşamasına neden olabilir.
Hatta süreç çocuğun yoğun bakıma gitmesine, tekrarlayan entübasyonlara ve aynı zamanda tekrar trakeostomi açılmasına kadar gidebilir. Dolayısıyla ilk önce çocuğun solunum yollarının tamamen sağlıklı olduğundan ve trakeostomi kanülüne ihtiyacı olmadığından emin olmak için endoskopi yapmak gerekir.
Trakeostomi kanülü tıkanırsa ilk ne yapmalısınız?
Trakeostomi kanülü tıkandığında ilk olarak hastayı aspire etmemiz gerekir. Eğer aspirasyon yapmanıza rağmen aspirasyon sondası ilerlemiyorsa, hemen kanülün içine birkaç damla serum damlatmalısınız. Bu sayede tıkacı yumuşatıp o şekilde aspire etmek mümkün olur.
Sonuç alamadıysanız tekrar biraz serum damlatıp yeniden aspire ediyoruz. Bu yöntemle tıkacı çıkartmamız mümkün olmaktadır.
Tabii ki bu uygulamalarla başarılı olamazsak en yakın acil servise başvurmak ve 112’yi aramak gerekebilir.
Kanül yerinden çıkarsa evde nasıl değiştirilir?
Kanülün yerinden çıkması acil bir durumdur. Kanül yerinden çıktığında tekrar aynı kanülü takabiliyorsak takmalıyız.
Takamazsak, yedek acil durumlar için elimizde her zaman bulunması gereken bir numara küçük ve kafsız kanülü hemen takmalıyız. Buna rağmen takamazsak, hastanın omzunun altını biraz yükseltip kafasını arkaya doğru getirmeliyiz. Boyun biraz gergin olup açılmalıdır.
O şekilde yine bir numara küçük kafsız kanülü takmayı denememiz gerekiyor. Özellikle çocuklarda bu süreç ne kadar uzarsa o delik o kadar çabuk kasılır ve küçülür.
Her anne babanın ve hastaya bakım veren kişinin, hasta taburcu edilmeden önce kanül değişimi ve kanül çıktığında ne yapılması gerektiği konusunda eğitim alması gerekir.
Çocuğumu ne sıklıkla aspire etmeliyim?
Çocuğu ne sıklıkla aspire etmek gerekir sorusunun kesin bir cevabı yoktur. Eğer çocuğun bir ihtiyacı yoksa onu aspire etmeye gerek duyulmaz. Çocuk güzel öksürebiliyorsa, sekresyonunu çıkartabiliyorsa ve trakeostomi kanülü tıkanmıyorsa aspirasyon yapılmasına gerek yoktur. Çünkü ne kadar çok aspire edersek soluk borusu mukozasına o kadar zarar verebiliriz.
Ancak çocuk balgamla tıkandıysa ve bununla birlikte nefes alamıyorsa ya da sekresyonun çok biriktiğini nefes alıp vermesindeki hışırtıdan anlıyorsanız tabii ki çocuğu aspire etmek gerekir. Burada günde dört, beş veya on kere yapalım gibi bir kural bulunmaz. Bu işleme tamamen ihtiyaç doğrultusunda karar vermek gerekir.
Trakeostomide enfeksiyon belirtileri: Ne zaman doktora gitmeli?
Trakeostomili hastanın trakeostomi etrafındaki dokudan iltihap gibi sarı sıvılar geliyorsa, sekresyonu son zamanlarda çok arttıysa, bununla birlikte ateşi yükseldiyse ve satürasyonları düşüyor veya düşme eğilimindeyse hastanın bir akciğer enfeksiyonu ya da trakeostomi etrafında yara enfeksiyonu olabilir. Bu durumlarda mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Ayrıca bazen hastanın sadece sekresyonunun son zamanlarda normalden fazla artması da bir enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu durumda da hastanın ateşini yakın takip etmek lazımdır.
Hastanın genel durumunun bozulduğunu, ateşinin olduğunu, sekresyonlarının hep arttığını ve günden güne daha da arttığını düşünürsek yine doktora başvurmamız gerekir.
Kanül çevresindeki kızarıklık ve yaralar nasıl önlenir?
Trakeostomi kanülünün etrafında kızarıklık ve yaralar çok sık gördüğümüz bir patolojik bulgudur. Bunun en önemli nedeni oranın nemli kalmasıdır.
Dolayısıyla biz trakeostomi bakımını günlük yaparsak, bazı hastalarda sekresyon çoksa günlük değil bazen saatlik de yapmamız gerekebilir. Bazen günde 2-3 defa yapmamız gerekebilir. Ama oranın çok nemli, ıslak kalmasını istemiyoruz.
Dolayısıyla oraya günlük pansumanlar yaparak, çok ıslak kalmasını engelleyerek orada yaranın ve kızarıklığın oluşmasını engelleyebiliriz. Ama ciddi bir kızarıklık varsa mutlaka doktorumuza başvurmak gerekir.
Trakeostomi bağları ne sıklıkla değiştirilmeli?
Trakeostomi bağının görevi, kanülü yerinde tutmaktır. Bu bağın rutin olarak her gün veya günde iki kere değiştirilmesi gibi bir kural yoktur.
Tıpkı kıyafetlerimiz kirlendiğinde yaptığımız gibi, bu bağı da kirlendiğinde, ıslandığında veya işlev görmediğinde değiştirmek gerekir. Burada önemli olan bağın mikrop kapmasını engellemektir.
Bağ sekresyonla ıslanırsa cildi tahriş edebilir. Ayrıca çıt çıtlı bağlarda çıt çıtlar bozulduğunda kanülün yerinden çıkmasına neden olabilir. Bu yüzden bağ işlevini yitirdiğinde mutlaka yenilenmelidir.
Trakeostomili çocuk yüzüstü yatabilir mi?
Trakeostomili çocuğun yüzüstü yatması çok istediğimiz bir durum değildir. Çünkü bu pozisyon kanülü tıkayabilir.
Bununla birlikte kanüle bası oluşarak çocuğun nefes alması zorlaşabilir. Ayrıca kanüle uygulanan bu bası nedeniyle soluk borusu zarar görebilir.
Bu yüzden çocukları mümkünse yüzüstü yatırmamak gerekir. Hastalarımızı yan veya sırtüstü yatırabiliriz.
Trakeostomili bebekler nasıl beslenir? Yutma sorunu olur mu?
Bir hastanın çocuk veya yetişkin olması fark etmeksizin, trakeostomisinin bulunması yutamayacağı ya da su içemeyeceği anlamına gelmez. Herhangi bir kas veya yutma problemi yoksa, trakeostomili bir hasta da aynı sağlıklı bireyler gibi her şeyi yiyip içebilir.
Burada belirleyici olan durum altta yatan temel mekanizmadır. Örneğin bir hastada nörolojik nedenlerle kas zayıflığı varsa ve trakeostomi bu yüzden açıldıysa, kas zayıflığına bağlı olarak yutma problemi görülebilir. Ancak bu durumun nedeni trakeostomi değil, altta yatan hastalığın kendisidir. Kas problemi olmayan, mesela kalp hastalığı nedeniyle trakeostomi açılmış bir hasta kolayca yutabilir.
Sadece yutkunma esnasında gırtlağın aşağı ve yukarı hareket etmesi gerektiğini akılda tutmak gerekir. Trakeostomi bu hareketi biraz kısıtladığı için yutmada bir tık zorlanma görülebilir. Yine de bu durum yutmama anlamına gelmez ve çoğu kişi bu hareket kısıtlılığını oldukça kolay tölere eder.
Trakeostomi kalıcı mıdır? Ne zaman çıkarılır?
Trakeostominin kalıcı olup olmaması hastanın genel durumuna ve hava yoluna bağlıdır. Eğer hava yolu açıksa ve trakeostomi açılma nedeni ortadan kalktıysa değişim başlayabilir.
Hastanın tamamen iyileşmesi, güzel yutabilmesi ve güzel öksürebilmesi gerekir. Akciğer kapasitesi de yeterliyse trakeostomi çıkartılabilir. Böylece hasta normal hayatına devam edebilir.
Çocuğun trakeostomiden tamamen kurtulma sürecine hazır olduğu nasıl anlaşılır?
Hangi çocuğun trakeostomiden kurtulabileceği konusunda çocuğun genel durumu çok önemlidir. Birincisi, çocuğun mekanik ventilatöre bağlı olmaması, yani solunum cihazı kullanmaması gerekir. İkincisi, akciğerlerini temizleyebilmesi için güzel öksürebilmesi lazımdır. Çocuğun güzel yemek yiyebilmesi, yediği ve içtiği şeylerin akciğere kaçmaması gerekir.
Bütün bu kriterler sağlandıktan sonra, çocuk kapsız ve daha küçük numaralı bir kanüle geçirilir. Daha sonra kanül dekanülasyon kapağıyla kapatılır. Çocuk bu şekilde birkaç hafta, hatta bir ay boyunca kanülü hiç çıkartmadan ve aspirasyon ihtiyacı olmadan süreci tölere ederse trakeostomi kanülünün çıkartılması mümkündür.
Kanül çıtktan bonra boğazdaki delik kendiliğinden kapanır mı?
Hastamız iyileşti ve kanülünü çıkarttık. Şu an ağızdan gayet iyi, güzel nefes alıyor ve güzel yutuyor, herhangi bir sıkıntısı bulunmuyor.
Biz kanülü çıkartırken ve çıkarttıktan sonra kanülün bulunduğu deliğe herhangi bir işlem yapmıyoruz. Çünkü vücut bu deliği zaten kendi kendine kapatıyor.
Çok nadir olarak delik kapanmayabilir. Kapanmadığı durumlarda ise hastayı bir yıl boyunca takip etmek gerekir.
Buna rağmen kapanmazsa o zaman cerrahi işlemlerle kapatmak gerekebilir. Ama ilk etapta yapılması gereken şey sadece kanülü çıkartıp bantlamak, oraya herhangi bir cerrahi işlem uygulamamaktır.
Kanül çıktıktan sonra boğazdaki deliğin kendiliğinden kapanmaması durumunda ne yapılır?
Çocukta trakeostomi kanülünü çıkarttık ama kanülün olduğu delik tamamen kapanmadıysa bu durumda beklemek gerekir. Bazen bu süreçte altı ay, bazen de bir yıl bekliyoruz.
Çünkü o deliğin açık kalması, aslında çocuğun o deliğe ihtiyacı olduğunu ve oradan hava geçişi ile çıkışı olduğunu göstermektedir.
Bir yıl sonra delik hala kapanmadıysa ve biz artık çocuğun kesinlikle normal olduğuna, o deliğe ihtiyacı olmadığı kanısına vardıysak ameliyat kararı alıyoruz. Hastamızı ameliyathaneye alıp çeşitli flep teknikleriyle orayı dikiyor ve deliği o şekilde kapatıyoruz.
Doç. Dr. Serap Şahin Önder
Kulak Burun Boğaz Uzmanı
2003 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girmeye hak kazandı. 2010 yılında mezun olduktan sonra aynı yıl tıpta uzmanlık sınavını (TUS) kazanarak Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi KBB Kliniği’nde asistanlık eğitimine başladı.
2015 yılında KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi (KBB-BBC) uzmanı oldu. Devlet hizmet yükümlülüğü kurası (mecburi hizmet) kapsamında Amasya Suluova Devlet Hastanesi’nde 6 ay görev yaptı. Ardından 2016 yılında Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi KBB Kliniği’nde çalışmaya başladı.
Özellikle;
- Laringomalazi,
- Koanal Atrazi,
- Trakeostomi,
- Çocuk KBB hastalıkları,
- Hava yolu hastalıkları ve cerrahisi,
- Tükrük artışı ve ağızdan akması (siyalore) tedavisi,
- Rinoplasti,
- Septoplasti,
- Botilinium toksin uygulamaları,
- Alerjik rinit tedavisi
- Sinüzit tedavisi,
- Burun tıkanıklığı tedavisi,
- Baş boyun kitleleri tedavisi
özel ilgi alanlarıdır. Bu alanlarda birçok cerrahi tecrübesi ve ulusal, uluslararası yayınları bulunmaktadır.














