HPV: Tanı, Tedavi, Korunma Yolları ve Kanser İlişkisi
Op. Dr. Cevahir Tekcan
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Özet Bilgi
HPV enfeksiyonu, çoğu zaman vücut savunmasıyla sınırlanan ve her vakada maligniteye dönüşmeyen yaygın bir tablodur; servikal risklerin belirlenmesinde HPV DNA ve smear testi kombine uygulanmalıdır. Yüksek riskli tiplerde (Tip 16, 18) veya hücresel displazilerde kesin tanı için kolposkopi gerekirken, LEEP ve konizasyon gibi eksizyonel işlemlerde gelecekteki gebelikleri korumak adına minimal doku kaybı hedeflenir. Korunmada en etkili yaklaşım HPV aşısı olup güçlü bir bağışıklık sistemi virüsün vücuttan temizlenmesinde temel belirleyicidir.
Tıbbi İçerik Katkısı: Op. Dr. Cevahir Tekcan
HPV Enfeksiyonu, Smear ve Kolposkopi: Tanı, Tedavi ve Korunma Yolları
Her HPV pozitifliği kanser olacağınız anlamına gelmez. HPV enfeksiyonu toplumda oldukça yaygın görülen bir tablodur ve istatistiklere bakıldığında sıklığı yaklaşık %40 ila %60 arasında değişmektedir. Zaman içerisinde kendini sınırlayan bir yapıya sahiptir. En sık yol açtığı kanser ise kadınlarda 4. sırada görülen kanser türüdür. Karşılaşılan her HPV enfeksiyonunun kansere dönüşeceğine dair kesin bir kural yoktur.
HPV Nasıl Bulaşır ve Prezervatif Bulaşmayı Engeller mi?
HPV virüsü cildin cilde temasıyla ya da yakın mukozal temas yoluyla bulaşır. Genel çerçevede cinsel temasla geçen bir hastalık olarak kabul edilir. Bulaşmanın gerçekleşmesi için tam bir penetrasyon şart değildir. Toplumda son derece yaygın bir virüstür. Nasıl bulaştığından ziyade nasıl tedavi edileceği ve takibinin nasıl yapılacağı çok daha öncelikli bir konudur.
Prezervatif kullanımı bulaşıcılığı azaltır. Bütün cilt dokusunu örtmediği için HPV bulaşmasını tamamen engellemez fakat hastalığın görülme sıklığını düşürür.
Smear ve HPV DNA Testi Arasındaki Farklar
Smear ve HPV DNA testleri aynı incelemeler değildir, doğru tanı için mutlaka birlikte değerlendirilmelidir.
HPV DNA testi, vücutta virüsün bulunup bulunmadığını, virüs varsa yüksek riskli tiplerin taşınıp taşınmadığını ve bu yüksek riskli tiplerden hangilerinin mevcut olduğunu tespit eder.
Smear testi ise HPV pozitifliği saptanan hastalarda rahim ağzı hücrelerinin virüsten etkilenip etkilenmediğini, yani hücresel anormallikleri gösterir.
Kolposkopi Hangi Durumlarda Yapılır ve Nasıl Uygulanır?
HPV virüs ailesinin 200’den fazla tipi mevcuttur. Bunlar arasında kansere zemin hazırlayan yüksek riskli virüsler klinik açıdan büyük önem taşır. HPV DNA testi pozitif çıkıp yüksek riskli virüs tiplendirmesi yapıldığında ve eş zamanlı smear testinde hücre anormalliği tespit edildiğinde, tarama testleri pozitif kabul edildiği için tanı testi olan kolposkopik muayeneye geçilmelidir.
Smear testi normal sonuçlansa dahi birçok kanser vakasında pozitif saptanan Tip 16 veya Tip 18 gibi oldukça yüksek riskli bir virüs taşınıyorsa kolposkopik değerlendirme şart olabilir. Uzun süre boyunca yüksek riskli virüsle enfekte kalmak da kolposkopik muayeneyi zorunlu kılan faktörlerdendir.
Kolposkopi bir mikroskop sistemidir. İnceleme esnasında rahim ağzına birtakım maddeler sürülür ve dokuda renk değişikliği oluşup oluşmadığı gözlemlenir. Kısa süren ve ağrı hissedilmeyen bir muayene şeklidir. Sedasyon veya anestezi gerektirmez. Rutin jinekolojik muayenesini rahatlıkla geçiren hastalar kolposkopi sırasında da herhangi bir ağrı hissetmez.
LEEP, Soğuk Konizasyon ve Gebelikte Rahim Ağzı Yetmezliği
LEEP konizasyon ya da soğuk konizasyon işlemi, rahim ağzının yüksek dereceli lezyonlarını tedavi etmek amacıyla uygulanan cerrahi yöntemlerdir. Bu işlemlerde lezyonlu bölge rahim ağzının bir kısmıyla birlikte çıkartılır.
Hastadan fazla doku çıkarılması ya da tekrarlayan operasyonların gerekmesi gebelik sürecinde rahim ağzı yetmezliği tablosuna zemin hazırlayabilir. Bu durum erken doğumlara ve 2. trimester düşüklerine yol açabilir. Risk altındaki hastalarda tablonun önceden tespit edilmesi, gebelik öncesinde ya da gebeliğin ilk aylarında rahim ağzına dikiş atılmasıyla (serklaj) sağlıklı bir gebelik süreci geçirilmesini sağlar. Gereksiz yere işlem yapmaktan ve operasyon sırasında gereksiz doku çıkarmaktan kaçınmak ilerideki gebeliklerin korunması açısından temel hedeftir.
Bağışıklık Sistemi ile HPV Enfeksiyonundan Kurtulma
HPV bir virüs hastalığı olduğu için bağışıklık sisteminin gücü belirleyicidir. Grip mevsiminde aynı ortamda bulunulmasına rağmen direnci yüksek kişilerin hasta olmaması gibi, kuvvetli bir bağışıklık HPV virüsüyle mücadelede etkilidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek hastaların %80’inde HPV’yi negatif hale getirir. Bireyin kendine iyi bakması, dengeli beslenmesi, hijyen kurallarına dikkat etmesi ve sağlıklı bir genital floraya sahip olması enfeksiyonun tedavisinde büyük rol oynar.
HPV Aşısı, Koruyucu Hekimlik ve Partner Taraması
Toplumda çok yaygın görülen bu virüsün yayılmasını engellemek gerekir. Yüksek riskli virüs tiplerine karşı koruyuculuğu son derece yüksek bir aşı mevcuttur. Hangi virüs tipinin taşındığına bakılmaksızın hemen hemen her kadına aşı uygulanması önerilir. Aşının çocuklara, cinsel temasa başlamamış kız ve erkek bireylere yapılması toplumdaki enfeksiyon zincirinin kırılmasında temel kriterdir.
Koruyucu hekimlik ilkeleri gereği partnerde HPV saptandığında kadın partnerin de taranması şarttır. Erkeklerde virüsü izole etmek zor olsa da erkekler genellikle siğil şikayetiyle üroloji uzmanlarına başvururlar. Rutin taramalarda smear ve HPV testleri birlikte kullanılır. Partnerinde HPV saptanan kadının aşılanması, testlerinin yapılması ve rahim ağzının sağlıklı olduğunun garanti altına alınması gerekir. Virüsten tamamen kaçınmak zordur; koruyucu önlemler ve aşı elimizdeki en kuvvetli kalkandır.
Normal Doğumda Bebeğe HPV Bulaşma Riski
Enfeksiyonun üreme çağındaki kadınlarda yaygın görülmesi doğum sürecine dair soruları beraberinde getirir. Anne adayında aktif siğillerin bulunması halinde, normal doğum sırasında virüsün bebeğin ağız ve solunum yolu dokularına bulaşma ihtimali kabul edilir. Anne adayının doğuma yakın dönemde titizlikle muayene edilmesi doğum şeklinin planlanmasında kritik bir adımdır.
Op. Dr. Cevahir Tekcan
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlık eğitimini 2014 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında tamamladıktan sonra İzmir’de Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesinde uzman hekimlik yaptı.
2022 yılından itibaren kendi özel kliniğinde çalışmalarına devam etmektedir.
Mesleki ilgi alanları üreme endokrinolojisi, tüp bebek, infertilite, gebelik takibi, doğum, vajinal ve genital lazer tedavileri, histeroskopik cerrahi üzerinedir.
















